| Cumhuriyet. Kitap (eki), 19.09. '19. s.14, PDF |
22 Eylül 2019 Pazar
Dilden dile çoğalan, güzelleşen şiir/ Turgay Fişekçi
Etiketler:
Antoloji,
Cevat Çapan,
Şiiri,
Turgay Fişekçi,
Yunan
21 Eylül 2019 Cumartesi
20 Eylül 2019 Cuma
18 Eylül 2019 Çarşamba
s/özLER
Sanat doğaya eklenmiş insandır. Bacon
*
Sanat özgürlük tarafından emzirildikçe büyür. Schiller
*
Sanat düşündüğünü söylemektir.
*
Sanat, sanattır, hayat, hayattır; ama hayatı sanatsal düzlemde yaşamak, yaşama sanatıdır. Peter Altenberg
*
Ben ancak dans etmeyi bilen bir tanrıya inanırdım. F. Nietzche
*
Dil özen ister. Dil özeni yoksa yapılan öbür işler de özensiz olur. Fakir Baykurt
*
İyi yazar, taslağını yeterince makaslayan yazardır. Fakir Baykurt
*
En yüksek sanatın gösterebileceği kesin kusursuzluğa mukdedir yüce bir güzellik: Matematik. B. Russell
*
Hiçbir isbat verilmeden geçen bir matematik eğitimi matematik eğitimi değildir.
*
Beş yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır. Fakat yeni doğmuş bir bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur. Tolstoy
*
İşinizi bir yıl önceki bilgilerinize göre yapıyorsanız, yanlış yapıyorsunuz; beş yıl önceki bilgilerinize göre yapıyorsanız, çok yanlış yapıyorsunuz; eğer on yıl önceki bilgilerinizle yapıyorsanız pek çok yanlış yapıyorsunuz demektir. Hüseyin Başar
*
Özlediğin insanı kendinde oluşturmaya başla. Exupéry
*
Düşüncelerinize katılmıyorum, ama onları söylemek özgürlüğünüzü ölünceye kadar savunacğım. Voltaire
*
Bir kere aldatırsan ayıp sana, iki kere aldatırsan ayıp bana.
*
Dünya tozundan yapıldığın için alçakgönüllü ol. Yıldız tozundan yapıldığın için asil. Sırp Atasözü
*
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
*
Elinizdeki tek araç çekiçse, etrafınızdaki tüm sorunları çivi gibi görürsünüz.
*
Rahatlamak için konuşma rahatsız etmek için konuş. (söylenme söyle).
*
Her bakış, her gülüş, her seziş... Siyasal bir eylemdir. Yılmaz Güney
*
Bir çalışma ortamında 3 tür eleman bulunur:
Birileri, bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışırlar.
Ötekiler, bu şeylerin nasıl gerçekleştiğini seyrederler.
Diğerleri ise, bu şeylerin nasıl gerçekleştiğinden habersizdirler!
*
Şiir gürültüden müziğe geçiştir. Can Yücel
*
Ahlaki duyguları yeterince gelişmemiş toplumlar, içlerinde saklı kalan vahşetin de etkisi ile hırsızlarına hayranlık duyar. Andre Maurois
*
Resim benliğimizde gizlenen güzelliklerin bir yankısı gibidir. Pablo Picasso
*
Herkes resmi anlamak istiyor, neden kuşların şarkılarını da anlamaya kalkışmıyorlar? Niçin geceyi, çiçekleri, etraflarındaki her şeyi sevmekle yetinebiliyorlar da resme gelince mutlaka anlam çıkartmak istiyorlar. Picasso
*
Sen kendini küçük görmeden kimse seni küçük göremez.
*
Sanat özgürlük tarafından emzirildikçe büyür. Schiller
*
Sanat düşündüğünü söylemektir.
*
Sanat, sanattır, hayat, hayattır; ama hayatı sanatsal düzlemde yaşamak, yaşama sanatıdır. Peter Altenberg
*
Ben ancak dans etmeyi bilen bir tanrıya inanırdım. F. Nietzche
*
Dil özen ister. Dil özeni yoksa yapılan öbür işler de özensiz olur. Fakir Baykurt
*
İyi yazar, taslağını yeterince makaslayan yazardır. Fakir Baykurt
*
En yüksek sanatın gösterebileceği kesin kusursuzluğa mukdedir yüce bir güzellik: Matematik. B. Russell
*
Hiçbir isbat verilmeden geçen bir matematik eğitimi matematik eğitimi değildir.
*
Beş yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır. Fakat yeni doğmuş bir bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur. Tolstoy
*
İşinizi bir yıl önceki bilgilerinize göre yapıyorsanız, yanlış yapıyorsunuz; beş yıl önceki bilgilerinize göre yapıyorsanız, çok yanlış yapıyorsunuz; eğer on yıl önceki bilgilerinizle yapıyorsanız pek çok yanlış yapıyorsunuz demektir. Hüseyin Başar
*
Özlediğin insanı kendinde oluşturmaya başla. Exupéry
*
Düşüncelerinize katılmıyorum, ama onları söylemek özgürlüğünüzü ölünceye kadar savunacğım. Voltaire
*
Bir kere aldatırsan ayıp sana, iki kere aldatırsan ayıp bana.
*
Dünya tozundan yapıldığın için alçakgönüllü ol. Yıldız tozundan yapıldığın için asil. Sırp Atasözü
*
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir.
*
Elinizdeki tek araç çekiçse, etrafınızdaki tüm sorunları çivi gibi görürsünüz.
*
Rahatlamak için konuşma rahatsız etmek için konuş. (söylenme söyle).
*
Her bakış, her gülüş, her seziş... Siyasal bir eylemdir. Yılmaz Güney
*
Bir çalışma ortamında 3 tür eleman bulunur:
Birileri, bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışırlar.
Ötekiler, bu şeylerin nasıl gerçekleştiğini seyrederler.
Diğerleri ise, bu şeylerin nasıl gerçekleştiğinden habersizdirler!
*
Şiir gürültüden müziğe geçiştir. Can Yücel
*
Ahlaki duyguları yeterince gelişmemiş toplumlar, içlerinde saklı kalan vahşetin de etkisi ile hırsızlarına hayranlık duyar. Andre Maurois
*
Resim benliğimizde gizlenen güzelliklerin bir yankısı gibidir. Pablo Picasso
*
Herkes resmi anlamak istiyor, neden kuşların şarkılarını da anlamaya kalkışmıyorlar? Niçin geceyi, çiçekleri, etraflarındaki her şeyi sevmekle yetinebiliyorlar da resme gelince mutlaka anlam çıkartmak istiyorlar. Picasso
*
Sen kendini küçük görmeden kimse seni küçük göremez.
*
fahirce sözler
10 DERSTE ŞAİRLİK
1. Her şeye şaşarak bakacaksın
2. Taştaki çınlayan sessizliği
Duymayı bileceksin
3. Otobüste çocuklara yer vereceksin
4. Arada bir gül alacaksın
5. Yağmurda şemsiyeni açmayacak kadar
Doğaya tutkun olacaksın
6. İnsanları seveceksin
Öyleki katili bile anlayacaksın
7. Kedileri, köpekleri, kuşları da seveceksin
8. Acı çekeceksin
9. Acı çekeceksin
10. Ve acı çekeceksin
İsmail Uyaroğlu
2. Taştaki çınlayan sessizliği
Duymayı bileceksin
3. Otobüste çocuklara yer vereceksin
4. Arada bir gül alacaksın
5. Yağmurda şemsiyeni açmayacak kadar
Doğaya tutkun olacaksın
6. İnsanları seveceksin
Öyleki katili bile anlayacaksın
7. Kedileri, köpekleri, kuşları da seveceksin
8. Acı çekeceksin
9. Acı çekeceksin
10. Ve acı çekeceksin
İsmail Uyaroğlu
sevmek/ sunay akın
saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kartanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
işte
göçmen kuşun
kartanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
işte
sevmek
GÜZELLİK
"Çevremizi saran ve bize karşı bunca acımasız olan doğada güzellik yoktur. Güzellik insanın, ruhunun derinliklerinden kendi başına yarattığı bir şeydir. Bu nedenle Finlandiyalılar bataklıklarına, ormanlarına, üzerinde tek tük cılız bitkiler yetişen pas renkli topraklarına güzel görünümler verebiliyor ve yine bu nedenle Araplar, çöllerin hoşlanılası yerler olduğuna kendilerini inandırabiliyor. Güzellik, insanın onu gözünün önüne getirme çabasından, güzelliği görmek isteme itiliminden doğmuştur. Testere sırtı gibi inişli çıkışlı dizilmiş yığın yığın dağlara bakmaktan bir şey anlamıyorum ben; ama insanların o toprakları işlemesi, dağları delip yararlı işler yapması büyük mutluluk veriyor bana. İnsanın doğayı dönüştüren akıl gücü, yılmak bilmezliği ve ona egemen olmadaki yetkinliği karşısında hayranlık duyuyorum. Aslında iyice düşünülecek olursa, çıplak haliyle hiç de elverişli bir yer olmayan bu dünyanın nasıl böyle yaşanılır duruma getirildiğine şaşmamak elde değil. Kanımca insanoğlu bunca yiğit, bunca akıllı ve bunca becerili olmasaydı; depremler, tayfunlar, tufanlar, dayanılmaz sıcaklıklar ve soğuklar, zehirli böcekler, mikroplar ve daha binlerce doğa olayı bize yaşama hakkı tanımaz ve yaşantımız da çekilmez olurdu.
gorki, maksim. edebiyat yaşamım. payel yayınları.
gorki, maksim. edebiyat yaşamım. payel yayınları.
Pirefesör H. ÖKKEŞ/ UZAK DURUN
İşiniz deniz kenarında kumdan kaleler yapmaya benziyorsa;
Toplanmadan yapılan toplantılarda strateji belirleniyorsa;
Yapılmayan toplantılara katılmadığınız söyleniyorsa;
Siz, uzmanı olduğunuz bir işi yaparken, uzmanı olduğunuz işi, uzmanı olmayan bir başkası yapıyorsa;
Düzeyin düşüklüğüne tepki gösteremeyen insan bolluğu sürekliği artıyorsa;
Sahtekarlık ve pişkinliğe "olgunluk" deniyorsa;
Tutarlı bir tek şey tutarsızlıksa;
Zaman kaybı ve kaynak israfı önemsiz bir ayrıntıysa;
Her biri bir hiç olan ve hiç biri bir hiçten gerçek anlamda bir adım ileri gidemeyen yüksek unvanlı yöneticileriniz varsa;
Tespih sallayan başkan ve/veya müdürlerle muhatap iseniz;
Tanıdığınız bütün kalitesiz yöneticiler bir araya toplanıp "toplam kalite yöntem"inden sözediyorsa;
65 yaş sınırına gelmiş bir yöneticiden "iyi çocuktur" diye söz ediliyorsa;
Yöneticinizin ağzından "biliyom", "bakıcaz" ve "olmaz" sözcüklerinden başka bir şey çıkmıyorsa;
Oradan UZAK DURUNUZ!
Aksi takdirde çöküşüne seyirci kaldığınız, hatta yer yer katkıda bulunduğunuz yapının altında er- geç siz de kalırsınız.
Cumhuriyet, Bilim ve Teknik (806/11), 4 Köşe.
Toplanmadan yapılan toplantılarda strateji belirleniyorsa;
Yapılmayan toplantılara katılmadığınız söyleniyorsa;
Siz, uzmanı olduğunuz bir işi yaparken, uzmanı olduğunuz işi, uzmanı olmayan bir başkası yapıyorsa;
Düzeyin düşüklüğüne tepki gösteremeyen insan bolluğu sürekliği artıyorsa;
Sahtekarlık ve pişkinliğe "olgunluk" deniyorsa;
Tutarlı bir tek şey tutarsızlıksa;
Zaman kaybı ve kaynak israfı önemsiz bir ayrıntıysa;
Her biri bir hiç olan ve hiç biri bir hiçten gerçek anlamda bir adım ileri gidemeyen yüksek unvanlı yöneticileriniz varsa;
Tespih sallayan başkan ve/veya müdürlerle muhatap iseniz;
Tanıdığınız bütün kalitesiz yöneticiler bir araya toplanıp "toplam kalite yöntem"inden sözediyorsa;
65 yaş sınırına gelmiş bir yöneticiden "iyi çocuktur" diye söz ediliyorsa;
Yöneticinizin ağzından "biliyom", "bakıcaz" ve "olmaz" sözcüklerinden başka bir şey çıkmıyorsa;
Oradan UZAK DURUNUZ!
Aksi takdirde çöküşüne seyirci kaldığınız, hatta yer yer katkıda bulunduğunuz yapının altında er- geç siz de kalırsınız.
Cumhuriyet, Bilim ve Teknik (806/11), 4 Köşe.
s/öz
Dil özen ister. Dil özeni yoksa, yapılan öbür işler de özensiz olur. Fakir Baykurt
İyi yazar, taslağını yeterince makaslayan yazardır. Fakir Baykurt
En yüksek sanatın gösterebileceği kesin kusursuzluğa mukdedir yüce bir güzellik: MATEMATİK. B. Russell
Hiçbir isbat verilmeden geçen bir matematik eğitimi matematik eğitimi değildir.
Beş yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır. Fakat yeni doğmuş bir bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur. Tolstoy
İyi yazar, taslağını yeterince makaslayan yazardır. Fakir Baykurt
En yüksek sanatın gösterebileceği kesin kusursuzluğa mukdedir yüce bir güzellik: MATEMATİK. B. Russell
Hiçbir isbat verilmeden geçen bir matematik eğitimi matematik eğitimi değildir.
Beş yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır. Fakat yeni doğmuş bir bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur. Tolstoy
17 Eylül 2019 Salı
Behçet Necatigil/ Nilüfer
Ben oraya koymuştum, almışlar,
Arasına sıkışık saatlerin.
Çıkarır bakardım kimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
Bir ışıktı yanardı yalnız gecelerde;
Akşam, çiçekler uykuya yattı,
Sardı karşı kıyıları karanlık
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
Arasına sıkışık saatlerin.
Çıkarır bakardım kimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
Bir ışıktı yanardı yalnız gecelerde;
Akşam, çiçekler uykuya yattı,
Sardı karşı kıyıları karanlık
Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
"son mektup"
victor hugo'nun sevgilisi juliette droquet tanıştıkları ilk günden başlayarak tam elli yıl boyunca hergün bir mektup yazmış victor hugo’ya. 1 ocak 1883 tarihli son mektup şöyle bitiyor:
taptığım sevgili, gelecek yıl bugün nerede olacağımı bilemiyorum. ama sana, yaşanmamış geleceğin belgesini şimdiden imzalamaktan gururlu ve mutluyum. belgem yalnızca iki sözcüklü: seni seviyorum."
cumhuriyet. kitap eki. 23.08.'07
"bir okulaltı yazısı"
"böylesine bir okulda okumayı da isterdim, ders vermeyi de. ilk dersim mavi üzerine olurdu. ikinci dersim mavi ile suyun dostluğu. üçüncü derste tüm öğrencileri pencere önüne dizerdim. denize, maviden ve yeşilden mora dönüşen dağlara, bulutlara doğru. ertesi günün ilk dersi güneş, ışık ve karanlık olurdu." bu böyle sürüp gidiyor ve "üçüncü günün ilk ödevi ise, düşleriniz. gece ve gündüz gördüğünüz düşleri anlatın derdim.
(bir okulaltı yazısı)
gürol sözen
(bir okulaltı yazısı)
gürol sözen
kemal özer/gülün sınavı
El sussa gül konuşur
gülü alınca
elin bir diyeceği olur
Eldeki gül kokusu...
yola çıkınca
yolun da bir diyeceği olur
kemal özer/ gülün sınavı
Şairin ölümü
Gülmek:
Gülmektir sağaltan yaşamı, yaşatmasalar da. Somurtanlar ülkesinde. Acıyla yoğrulan. Gülmektir güneşi doğduracak. Karanlığı kovacak. Somurtmadan/somurtulmadan yaşatacak.
Sabahı İzle:
Oturup açık bir balkondan sabahı izlemelisin. Dumanlı dağların aydınlatacağı. Ağaçların otların güneşi yansıtacağı sabahı.
Gökyüzünü maviye boyayarak. Suların akışını incelterek. Şişirerek ciğerlerini soluğuna yol veren erken sabahı. Belki bir dağ evinin balkonundan, belki bir denizin kıyısından. Sabahı dinle. Kirin, pasın kirletmediği/kirletemeyeceği sabahı izle.
Oturup açık bir balkondan sabahı izlemelisin. Dumanlı dağların aydınlatacağı. Ağaçların otların güneşi yansıtacağı sabahı.
Gökyüzünü maviye boyayarak. Suların akışını incelterek. Şişirerek ciğerlerini soluğuna yol veren erken sabahı. Belki bir dağ evinin balkonundan, belki bir denizin kıyısından. Sabahı dinle. Kirin, pasın kirletmediği/kirletemeyeceği sabahı izle.
Eylül Kazısı:
Bir Eylül gecesi sabahında, 9’unda sabahın. Güne de yazılıdır. Sen varsın yanımda. Gecesini yüreğime kazıyan!
Bir Eylül gecesi sabahında, 9’unda sabahın. Güne de yazılıdır. Sen varsın yanımda. Gecesini yüreğime kazıyan!
Ceyhan Suyu:
Ceyhan Suyu Hermite köyünde gürül gürül akar. Yaşar Kemal’in kattığı sesiyle. Dağlardan alır gücünü; ottan, börtü böcekten, ağaçtan, şakıyıp duran kuşlardan. Rüzgarla dalgalanır, böler sarı sıcağı.
Ceyhan Suyu Hermite köyünde gürül gürül akar. Yaşar Kemal’in kattığı sesiyle. Dağlardan alır gücünü; ottan, börtü böcekten, ağaçtan, şakıyıp duran kuşlardan. Rüzgarla dalgalanır, böler sarı sıcağı.
Şairin Ölümü:
Bir şair öldüğünde kimse duymaz. Diz dize büyüyorken yer, gök. Kimse bilmez neyin eksildiğini. Bir şair öldüğünde bir ölüm, bin ölüm demektir. Ağaçtan bir yaprak düşer, ardından bin yaprak daha sararır. Güzdür. Alır götürür. Bir şair öldüğünde bütün şiirler ayaklanır.
Bir şair öldüğünde kimse duymaz. Diz dize büyüyorken yer, gök. Kimse bilmez neyin eksildiğini. Bir şair öldüğünde bir ölüm, bin ölüm demektir. Ağaçtan bir yaprak düşer, ardından bin yaprak daha sararır. Güzdür. Alır götürür. Bir şair öldüğünde bütün şiirler ayaklanır.
Renkler:
Renkler soldu. Bir karanlık bindi tepelerine karanlıktan. Kırmızı kırmızılığından, mavi maviliğinden, yeşil yeşilliğinden oldu. Gölgeleştiler. Camları beton kaplarla eşleştirdiler. İkisi de bir örnek. Saydam. Cam göbeği ne renk o zaman? Ya da kavuniçi, hangi kavunda şimdi? Kes kes ara! Peki yavruağzı, hangi yavrunun ağzında? Pembenin adı kaldı yalnız Pembe’de… Toz pembe dersen hiç yok. Toz olup uçtu belki de… Gök mavisi, deniz mavisine ne oldu. Oldu olanlar, gökle deniz mi bıraktılar? Bir kankırmızı kanıyor şimdi. Her yerde…
Renkler soldu. Bir karanlık bindi tepelerine karanlıktan. Kırmızı kırmızılığından, mavi maviliğinden, yeşil yeşilliğinden oldu. Gölgeleştiler. Camları beton kaplarla eşleştirdiler. İkisi de bir örnek. Saydam. Cam göbeği ne renk o zaman? Ya da kavuniçi, hangi kavunda şimdi? Kes kes ara! Peki yavruağzı, hangi yavrunun ağzında? Pembenin adı kaldı yalnız Pembe’de… Toz pembe dersen hiç yok. Toz olup uçtu belki de… Gök mavisi, deniz mavisine ne oldu. Oldu olanlar, gökle deniz mi bıraktılar? Bir kankırmızı kanıyor şimdi. Her yerde…
Tepe Saray:
Saray tepeye kurulmuştu. En tepeye. Başkanın ayaklarının altında olsun diye kent. Halkın başında olması için. Başlarının üstünde. Ezmek için.
Adnan ÖZYALÇINER, Evrensel. 16.09. '19
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
